Kolay bir iş değil bu, boşuna söylenmiş bir söz değil "Kalem kıvrak olmalı. " Mircea Lucescu’ya veda etmek, ona şükranlarımı sunmak içimi acıtsa da, hakkını teslim etmek gereken bir durum. Onunla aynı çizgiler arasında, aynı çim kokusunu solumuş iki futbol sevdalısı olarak, bu hikayenin bitişine sessiz kalmak kesinlikle haksızlık olurdu.
Yarım asırlık zaman zarfında; insanlar, dönemler, futbol ve dünya tamamen değişti. Fakat senin futbola olan aşkın hiç değişmedi, sevgin hiç eksilmedi. Biz, aynı romanın farklı satırları, aynı melodiye eşlik eden farklı notalar olduk.
Birlikte sevinçlere, hüzünlere, fırtınalara ve hatta hayal kırıklıklarına göğüs gerdiğimiz anılarla dolu bir tarih sayfası yazdık. Toplumun büyüteç altındaki bakışlarına maruz kaldık; kimi zaman haklı eleştirilere, kimi zaman övgülere. ... Anlaşıldığımız kadar yanlış anlaşıldığımız, yok sayıldığımız oldu.
Bizi birbirimize bağlayan en büyük bağ ise, her şüphesiz futbola olan tutkumuz ve sadakatimiz oldu. Kaderin cilvesine bakın ki; bu oyunu bir kere daha oynamak, bir kez daha aşkınla sahada olmak için seni, çok sevdiğin İstanbul'agetirdi. Belki de bu, senin veda etmenin en güzel yolu oldu.
Saygıyla, sevgiyle ve elbette hüzünle. ... Sen futbolun hakkını sonuna kadar verdin Lucescu. Yalnızca Romanya'ya veya Türkiye'ye değil, bu oyunun tüm evrenine adeta bir çınar gibi büyük değerler kattın.
Ve ben eminim ki; nerede yaşarsan yaşa, ne iş yaparsan yap, futbolun peşini asla bırakmayacaksın. Çünkü senin aşkın, tutkun ve vefa duygun inanılmaz güçlü. Bu satırlar, sana bir veda mektubu, bir teşekkür itirafı olmalı.
Hakkını teslim ederken, seni yüreğimizin en güzel köşesinde saklayacağız Lucescu. Adına yakışan bir veda, temiz bir sayfa bıraktın arkanda. Seni takdirle anacağız, işte bu yüzden bu satırlar kaleme alındı.
Veda, kolay değil; ama hakkını teslim etmek, her zaman zor olanı tercih etmek gerek. Fatih Terim olarak, seni minnet ve saygıyla uğurluyorum, Lucescu!